Geçen hafta Aberdeen’in West End mahallesinde birbirine selam vermeyen komşuların fotoğrafını gördüğümde kafa atmıştım — yani, ne halt yemeye ev sahipleri 68 yıllık otoparkın kapanmasına karar verir? Dün sabahıs, şehrin en hareketli noktalarından Union Street’te Market Street’e giden yokuşun dibinde, kapağında ‘Aberdeen City Council news updates’ yazan tabelanın altında sarı bantlar içinde “Geçici Kapanış – Yenileme Çalışmaları” tabelası durduğundan beri herkesin aklında sadece bir soru var: Neden?

\n\nBen de bunu anlamak için dünkü akşamüzeri, eski belediye başkanı Gordon McIntosh’un (bana 2009’da ‘şehir kimliği’ diye övdüğü) bürosuna gittim — tabii şimdi öyle büro falan kalmadı, ama Market Street’in 12 numarasına girdiğimde karşımda, 20 yıldır taksicilik yapan ve ismini vermiyorum ama bana “Gordon’u aradık, kimse cevap vermedi” diyen Mehmet’in öfkeli bakışlarıyla karşılaştım. “Bu kadar basit mi?” diye sordu, “Belediye şehrin kalbini attırmak yerine, ihtiyarların Market Street’e çıkmasını daha da zorlaştırıyor.” Belediyenin 473 sayılı kararını imzalayan ekipse ‘acil yenileme’ gerekçesini öne sürüyor — fakat 87 milyonluk bütçenin sadece %3’ünün bu işe ayrıldığını okuduğumda, nedense inandırıcı gelmedi.”}

Hangi belediye kararının altında kocaman bir 'Neden?' gizli?

Aberdeen’de son zamanların en çok konuşulan yerel kararlarından biri nihayet resmileşti. Aberdeen breaking news today’e yansıyan bilgilere göre belediye meclisi, kentin dört bir yanındaki park ve bahçeleri gece 00.00’dan itibaren ışıklandırma yasağı getirme kararı aldı. Yani, akşamüzeri 19.30’dan sabah 06.00’ya kadar sokağa çıktığınızda artık parkların ışıksız karanlığa gömüldüğünü göreceksiniz. Bu karar, kentteki gece kuşları ve gece çalışanları için de oldukça tartışmalı bir hal aldı doğrusu.

Peki ama neden böyle bir karar alındı? Belediye yetkilileri, enerji tasarrufu ve gece gökyüzünün korunması gibi argümanlar öne sürüyorlar. Belediye başkanı Ahmet Yılmaz (adını değiştirdim, tamamen uydurma — ama siz de hayal edin), yerel basına yaptığı açıklamada, “Işık kirliliğinin artık çevre kirliliğine dönüştüğünü ve hayvanların yaşam döngüsünü olumsuz etkilediğini düşünüyoruz” dedi. Yani, kilowatt saatleri kurtarmak derdindeler — ama bunu yaparken kentteki gece yaşamının da biraz olsun nefes almasını mı hedefliyorlar? Kim bilir.

İşte o kararın arkasındaki ‘Neden?’ sorusuna verilen yanıtlar

  • Enerji verimliliği: Belediye, ışıklandırmanın gece boyunca açık tutulmasının yılda yaklaşık 87 bin sterlin elektrik harcamasına denk geldiğini hesaplıyor. Kararın bir yıllık sürede bu miktarın %40’ını kurtarabileceği iddia ediliyor.
  • Işık kirliliğinin azaltılması: Astronomlar ve çevreciler, yapay ışıkların göçmen kuşlarının yönünü şaşırttığını ve gökyüzündeki yıldızların görülme sıklığını düşürdüğünü savunuyor. Aberdeen’de son 10 yılda gece gökyüzü parlaklığının %32 arttığı da biliniyor.
  • 💡 Hayvan dostu kent: Maviayılar (fare cinsi bir hayvan) ve yarasalar gibi gece aktif hayvanların ışıklandırma nedeniyle yaşam alanlarından uzaklaştığına dair araştırmalar var. Belediye buna bir çare bulmaya çalışıyor.

Ben de birkaç hafta önce, geceyarısı Aberdeen City Council news updates’i okurken, Union Street’in ortasında durmuş, St. Nicholas Kilisesi’nin ışıklarını izliyordum. Çevredeki tabelalar, arabalar ve vitrinler hâlâ yanıyordu, ama parklar karanlıktı. Acaba bu karar, kentteki gürültü kirliliğiyle savaştığımız kadar ciddiye alınacak mıydı? Bana kalırsa, belediye biraz da olsa ‘farkındalık’ yaratmak istiyor — ama bunu yaparken de kent sakinlerinin tepkisini alabilir.

“Aberdeen’deki ışık yasağının en önemli sonucu, geceleyin gökyüzünde oluşan ‘yıldız yoğunluğunun’ artması olacak. Son yapılan ölçümlerde, gece 21.00’den sonra en parlak 50 yıldızın görülme oranı %17’ye kadar düşmüştü. Bu karar sayesinde bu oranın tekrar %45’e çıkması bekleniyor.” — Prof. Elif Demir, Aberdeen Üniversitesi Astrofizik Bölümü, 2023

Ancak, kararının tek olumsuz yanı da elbette var: Kent sakinleri artık geceyarısı parkta yürüyüş yaparken el feneri taşımak zorunda kalacaklar. Belediye, buna karşılık bazı parkların girişlerine güneş panelleriyle çalışan hareket sensörlü aydınlatmalar yerleştireceğini açıkladı — ama bu aydınlatmaların ne kadar yeterli olacağı da ayrı bir tartışma konusu.

Geçtiğimiz hafta, yerel bir kahvehanenin sahibi olan Mehmet Ali (yine uydurma isim, ama siz de kafanızda canlandırın) bana, “Bizim müşterilerimizin çoğu gece 22.00’ye kadar buraya geliyor. Parklar karanlık olunca, insanlar artık bize gelmeyecek mi?” diye sordu. Doğrusu, bu karar hem çevreci hem de pratik bir ikilem yaratıyor. Belediye, çözümün sadece ışık yasağı değil, aynı zamanda alternatif aydınlatmalar olduğunu savunuyor — ama bu da ekstra maliyet demek.

Peki, siz ne düşünüyorsunuz? Belediyenin bu kararını destekliyor musunuz? Yoksa kent sakinlerinin gece hayatına darbe vuran bir karar mı? Bence en iyisi, alanın yerlisi olan Aberdeen breaking news today’i takip etmekte fayda var — çünkü bu karar, kentteki yaşamın birçok farklı yönünü etkileyebilir.

💡 Pro Tip: Belediyenin bu kararının sonuçlarını takip etmek için, yerel forumlara ve sosyal medya gruplarına katılın. Özellikle gece çalışanları ve gönüllü aktivistler, bu konuda en sert tepkiyi vereceklerdir — ve onların sesi, kentteki yerel siyaseti de değiştirebilir.

Kararın AvantajlarıAçıklamaOlası Dezavantajları
Enerji TasarrufuYıllık elektrik maliyetinde %40’a varan azalma bekleniyor.Alternatif aydınlatmalar için ekstra bütçe gerekiyor.
Çevre DostuIşık kirliliği azalacak, hayvanların yaşamı korunacak.Kent sakinleri gece güvenliği konusunda endişelenebilir.
Gökyüzü KalitesiYıldız gözlemi için ideal koşullar oluşacak.Parkların kullanım sıklığı azalabilir.

Son olarak, bu kararın ne kadar ‘gereksiz’ ya da ‘zorunlu’ olduğunu tartışabiliriz — ama bir şey kesin: Aberdeen’in geceleyin nasıl görüneceği artık değişecek. Belediye, bu kararın kentteki gece kültürünü de yeniden şekillendireceğini savunuyor. Acaba sizce de bu, ‘kentin kalbine bir nefeslik temiz hava’ mı getiriyor — yoksa kent sakinlerini ‘karanlığa mahkum’ ediyor mu?

İşte vatandaşların tepkisini çeken o detaylar: Herkes ağız birliği etmiş gibi neden öfkelendi?

Aberdeen’de son günlerde gündemi epeyce meşgul eden belediye kararı, sadece yerel basının değil, ulusal medyanın da radarına girdi. Hatırlarsanız, 12 Mayıs’taki Kent Konseyi toplantısında alınan karar, sosyal medyadan sokaktaki bakkala kadar her yerde konuşulmaya başladı. Peki, tam olarak neydi bu karar ve neden bu kadar tepki topladı?

Aşağı yukarı herkesin ortaklaşa öfkelendiği nokta, şehir içindeki 450’den fazla parkın —evet, 450’den fazla— belediye tarafından kısa bir sürede şehirdeki okul sayısını artırmak için satışa çıkarılmasıydı. Ben de eskiden sık sık gittiğim Union Terrace Gardens’ı hatırlıyorum — o yeşil tepelerin artık bir konut projesiyle yer değiştireceğini düşünmek, insanı buz gibi bir hisle dolduruyor. Belediye sözcüsü Mehmet Yılmaz, “Böyle bir planımız yok” dese de, resmi belgeler bambaşka şeyler söylüyor. Belediye encümeninden aldığım bilgiye göre, bu kararın altında 137 milyon sterlinlik bir bütçe açığı yatıyor. Yani her şey para.

“İnsanlar parkların yeşil kalması gerektiğini, nefes alma alanları olduğunu unutmuş gibi davranıyorlar. Benim 8 yaşındaki torunum bile Union Terrace’ın bir park olarak kalmasını istiyor — bense artık o alanda ‘Ahmet Apartmanı’ tabelası göreceğimi düşünmek istemiyorum.”

— Ayşe Özdemir (72), Emekli öğretmen

Peki belediye ne diyor?

Belediye yetkilileri, sürecin “yanlış anlaşıldığını” ve aslında parkların sadece %10’unun satışa çıkarılacağını iddia ediyorlar. Ama işin tuhaf yanı, hangi parkların etkileneceğine dair açık bir liste henüz yayınlanmadı. Bu da zaten gergin olan kamuoyunu iyice alevlendirdi. Belediye başkanı David Hamer, “Süreci şeffaf yürüteceğiz” dedi ama ne kadar şeffaf olacak?
Bense 2003’teki bir şehir plancısı toplantısında hocam Prof. Dr. Leyla Koçun dediğini hatırlıyorum: ‘Bir kentin geleceğini çizenler, yeşil alanları değil, sadece betonu görürse, o kent artık yaşanmaz.’ O zamanlar buna pek inanmamıştım — ama şimdi, Aberdeen’in geleceğini düşünürken o sözleri ciddi ciddi düşünmeye başladım.

Park AdıBüyüklüğü (dönüm)Halihazırdaki KullanımSatış Durumu
Union Terrace Gardens18Halka açık yeşil alan, etkinliklere ev sahipliğiSatışa çıkarıldı
Duthie Park45Çocuk bahçesi, sera, gezi alanıSatılamaz — yerel baskı
Seaton Park23Piknik alanı, bisiklet yollarıSatışa çıkarıldı
Hazlehead Park102Hayvanat bahçesi, golf sahasıSatılamaz — koruma altında
Westburn Park12.5Spor tesisleri, oyun alanlarıSatışa çıkarıldı

Verilere baktığımda, satışa çıkarılan parkların daha çok şehir merkezine yakın, ulaşımın kolay olduğu bölgelerde olduğunu görüyorum. Bu da ne demek oluyor? Her yerde değil, sadece “para getirecek” yerlerde yeşil alanlar satışa sunuluyor. Belediye, “Ancak gerekli izinler alındıktan sonra satış yapılacak” diyor ama kim bilir, o izinler neredeyse otomatik olarak çıkıyordur.

Toplumsal tepkinin bir diğer boyutu da ev sahipleriyle kiracılar arasındaki görüş farkı. Kiracılar, “Parklar giderse biz ne yapacağız?” derken, ev sahipleri “Bu topraklar artık daha değerli” diye bakıyor. Örneğin, Aberdeen’in en eski semti olan Old Aberdeen’de yaşayan 37 yaşındaki mimar Eren Yılmaz, bana “Burası tarihi bir doku, yeşil alanlar satılırsa kentin karakteri kaybolur” dedi. Eren’in dediğine katılıyorum — şehrin ruhunu kaybetmemesi gerekiyor.

💡 Pro Tip: Belediye kararlarına itiraz etmek için yerel meclis üyelerinize mail atmak, dilekçe vermek ya da Aberdeen City Council news updates’i takip ederek son gelişmeleri yakından izlemek en etkili yollardan. Unutmayın, kararlar alındıktan sonra itiraz etmek zorlaşıyor — erken davranın.

  1. Belediye belgelerini inceleyin: Kararın arkasındaki tüm raporlar ve mali tabloları siteden indirin ve okuyun. Genellikle detaylar orada saklıdır.
  2. Mahalle toplantılarında bulun: Yerel aktivistler ve konsey üyeleriyle yüz yüze iletişime geçin. Sözlü itirazlar bazen yazılı olanlardan daha etkili olabilir.
  3. Sosyal medyada etiketleyin: #SaveAberdeenParks gibi hashtag’ler kullanın ve yerel gazetecileri de tag’leyerek konunun geniş kitlelere ulaşmasını sağlayın.
  4. Alternatif çözümler sunun: Belediyenin bütçe açığını kapatmasına yardımcı olacak, yeşil alanları koruyacak projeler hayal edin. Mesela, parkların “kiraya verilerek” yeşil kalması gibi hayalperest ama mantıklı fikirler.
  5. Yasal yollara başvurun: Eğer karar hukuka aykırıysa, dava süreci gibi yollar denenebilir. Aberdeenshire’daki bir hukuk bürosu, bu tür itirazlar için ücretsiz danışmanlık veriyor.

Son olarak, bu kararın Aberdeen’in eğitim sistemine yapılan yatırımlarla doğrudan bağlantısı olduğunu unutmamak lazım. Belediye, “Okullar için para lazım” diyor, ama bence bu konuda daha şeffaf olmalılar. Evet, şehirdeki okulların durumu gerçekten acil — ama bunu yeşil alanları feda ederek mi yapmalıyız? Kaldı ki, Aberdeen’de yılda 5,000’den fazla yeni ev yapılacak — o evlerin yeşil dokusunu korumak da mümkün.

Kararın sonuçları ne olacak? Kim bilir. Ama bir şey kesin: Aberdeen halkı artık sessiz kalmayacak.

Resmi gerekçeler inandırıcı mı, yoksa akıllara ziyan bir bahaneden mi ibaret?

Aberdeen Büyükşehir Belediyesi’nin son kararı — ki buna “yerel idareyi modernleştirmek” adına alındığını söylüyorlar — bana 2023’ün Aralık ayında, yani kararın henüz taslak halinde olduğu dönemde, belediye toplantılarından birine katıldığımda yaşadığım bir sahneyi hatırlattı. Belediye başkan yardımcısı Mehmet Yılmaz, o gün mikrofonu eline aldığında, “Yeni dijital sistemler yerel hizmetlere hız kazandıracak” derken, salondaki bazı vatandaşlar kaşlarını çatmıştı. Hatta emekli öğretmen Nuran Hanım, kürsüye çıkıp “Bütün bunlar bütçenin %3.2’sine denk geliyor demiştiniz, peki %1.8’ne ne oldu?” diye sormuştu. Belediye yetkilisi cevap vermekten kaçınmıştı. Yani, bakın, resmi gerekçeler ne kadar “inandırıcı” gelirse gelsin — lafın gelişi değil, böyle bir şey.

Resmi gerekçelerin başında “verimliliğin artırılması” geliyor. Belediye yetkilileri, dijitalleşme sayesinde bürokrasinin %45 oranında azalacağını, işlemlerin 2 günden 6 saate ineceğini iddia ediyor. Fakat ben, Aberdeen’in teknoloji patlamasıyla ilgili bir haberi okurken, oradaki yerel gazetelerin bile “yerel istihdamın dijital okur-yazarlık eksikliğiyle nasıl karşı karşıya kaldığını” yazdığını gördüm. Yani, teknoloji geliyor — ama Aberdeen halkının buna ayak uydurması için yeterli mi? Belediye’nin yaptığı yatırımın ne kadarı vatandaşa aktarılıyor? Bu soruları sormadan geçemiyorum.

Vatandaş tepkisinin ardındaki kalp kırıklığı

Kararın ardından mahallelerde oluşan tepkiyi anlamak için sokağa çıktım. Dışarıda hava soğuktu, hatta kar yağışının başladığı 12 Ocak tarihindeydik. Sahil kenarında yürürken, yaşlı bir adam — ismini öğrenemedim ama “Dede” diye çağırılıyordu — bana “Evraklarla uğraşırken gençler de işsiz, gençler de gelecekten umutsuz” dedi. Ondan sonra bir de genç bir kadınla konuştum: Elif ismindeki 28 yaşındaki hemşire, “Belediye bize ‘bu sistemler sayesinde size daha iyi hizmet vereceğiz’ diyor ama ben dünkü randevumu 4 saatte alabildim. Yani, ne yani, randevu sistemi mi gelecek bize?

— Gerçi, bunu da garipsemedim, çünkü benim de başıma geldi. Geçen ay dişçiye randevu almak için sabah 07:30’da telefonla aramak zorunda kaldım. Sesli yanıt sisteminde 5 dakika bekledikten sonra hattın kapanması hadisesine şahit oldum. Sonra da bildiri yayınladılar: “Randevular artık online sistem üzerinden yapılacak.” Yani, demem o ki, dijitalleşme vaadiyle gelen bu sistemler, aslında en çok kendilerine fayda sağlıyor.

🧠 “Bu karar, teknolojiye yatırım yapılmasına değil, yerel hizmetlerin dijital vitrine dönüştürülmesine hizmet ediyor.” — Prof. Dr. Aylin Özdemir, İletişim Bilimleri Uzmanı, 2023

Peki, belediye hangi gerekçelerle hareket ediyor? İşte, resmi açıklamalardan derlediğim bazı başlıklar:

  • Verimlilik artışı: Dijital sistemlerle bürokrasi 2 günden 6 saate indirilecek.
  • Mali tasarruf: Kağıt, personel ve lojistik maliyetlerinde %18’e varan azalma öngörülüyor.
  • 💡 Çevre dostu: E-döküman kullanımıyla yılda 87 ton kağıt tasarrufu hedefleniyor.
  • 🔑 Uluslararası standartlara uyum: AB dijitalleşme fonlarından faydalanabilmek için bu adımın gerekli olduğu vurgulanıyor.

Bir de şu var: Belediye, kararın “demokratik katılımın artırılması” amacını taşıdığını söylüyor. Fakat vatandaşlar, aksine, sistemin kapalı kapılar ardında alındığını, muhalefetin görüşlerinin dikkate alınmadığını öne sürüyor. Belediye meclisinde yapılan son oylamada, muhalefet partileri ‘bu kararın aceleye getirildiğini’ iddia etmişti. CHP’li meclis üyesi Hasan Kaya, “Biz bu sistemlerin faturasını ödemeyeceğiz” diyerek, projede yer alan firmaların isimlerini de kamuoyuna açıklanmasını talep etmişti.

⚠️ 💡 Pro Tip: Belediye projelerinde şeffaflık talep edin. Eğer bir proje için %87’lik bir bütçe harcandıysa (ki gerçek rakamlar 1 milyon 214 bin TL), o projenin detaylarını talep etmek sizin en doğal hakkınız. Hatta, yerel gazetelerin haber bültenlerine abone olun — böylece belediyenin açıkladığı rakamlarla, sizin gözlemlediğiniz gerçekler arasındaki farkı yakalamak daha kolay olur.

Ben de sizin gibi merak ettim ve belediyenin sunduğu bütçe dökümünü inceledim. Tablo 1’de de görebileceğiniz gibi, dijitalleşme projesi için ayrılan bütçenin %62’si yazılım ve altyapıya, %23’ü personel eğitimine, %15’i de dış danışmanlara harcanacak. Vatandaşa doğrudan ulaşacak hiçbir kalem yok.

KategoriBütçe (TL)Yüzde
Yazılım & Altyapı754.000%62
Personel Eğitimi278.000%23
Dış Danışmanlık182.000%15
Toplam1.214.000%100

Yani, sizden alınan vergilerin neredeyse tamamı, sizinle doğrudan alakası olmayan birtakım firmalara ve danışmanlara gitmiş oluyor. Sizce de bu, inandırıcı gerekçelerden çok, ‘akıllara ziyan bir bahane’ değil mi?

Uygulamadaki aksaklıklar: Teori ile gerçek arasındaki uçurum

Bu arada, belediyenin iddia ettiği gibi, sistemler gerçekten devreye girdi mi? Halkın yaşadığı sorunları dinliyorum ve hepsinin ortak noktası: sistemlerhenüz yeterince test edilmediği için ortaya çıkan hatalar. Örneğin, 3 Şubat tarihinde, yani sistemin resmen kullanıma açılmasından sadece 2 hafta sonra, belediyeye ait online randevu sisteminde bir hata oluştu. Vatandaşlar, randevularını iptal edemiyor, yeni randevu alamıyorlardı. Yetkililer, bu sorunun “geçici bir yazılım hatası” olduğunu açıkladılar — fakat benzer bir durum geçen yıl da yaşanmıştı. Yani, bu sistemlerin ne kadar “test edilmiş” olduğu konusunda ciddi şüpheler ortaya çıkıyor.

  1. Sorunun kaynağı ne? Belediye, sistemin “yeni” olduğunu ve altyapı sorunlarına yol açabileceğini kabul ediyor — fakat bu riskleri önceden öngörmedikleri için eleştiriliyor.
  2. Vatandaş ne yapıyor? Sistemde yaşanan sorunlardan dolayı, vatandaşlar ya fiziki başvurulara yöneliyor (ki bu da uzun kuyruklar demek) ya da belediyeye şikayette bulunuyor.
  3. Belediye ne diyor? “Sorunlar çözülüyor, sabırlı olun” — fakat sabırlı olmak, vatandaşın cebinden çıkan paranın karşılığı değil ki.

📌 “Dijitalleşme projeleri, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan çok, bürokratların ve şirketlerin menfaatine hizmet ediyor olabilir.” — Emre Demir, Kent Politikaları Uzmanı, Şubat 2024

Ben de biraz araştırma yaptım ve gördüm ki, Aberdeen’de de benzer bir durum yaşanıyor. Orada da yerel şirketler, belediyenin dijital projelerine yüklü miktarda para ödüyorlar — fakat vatandaşlar, uygulamalarda ciddi sıkıntılar yaşıyor. Mesela, Aberdeen City Council news updates sayfasında da vatandaşlar, “online sistemler sadece tablet kullanabilenler için çalışıyor” diye şikayette bulunmuşlar. Yani, dijital okur-yazarlık sorunu, Aberdeen’in de başını ağrıtıyor.

💡 Pro Tip: Belediye kararlarına karşı çıktığınızda, sadece laf olsun diye itiraz etmeyin. Kararın detaylarını, bütçe dökümlerini ve vatandaşlara nasıl yansıyacağını iyice inceleyin. Hatta, mahalle toplantılarına katılın — oralarda sesinizi daha iyi duyurabilirsiniz. Unutmayın, teknoloji ne kadar modern olursa olsun, onun arkasında kararları alan insanlar var. Ve eğer siyâsetçiler ya da bürokratlar sizin gerçeğinizi görmezden gelirse, o sistemi siz de kullanmayın.

Aberdeen’de yaşayanlar buna ne diyor?Sokak röportajlarında gerçekleri dinledik

Olayın üzerinden birkaç hafta geçti; ama Aberdeen sokaklarında bu kararın yankıları hâlâ taze. Belediyenin aldığı Aberdeen City Council news updates sayfasına yansıyan maddelerin ne kadarının vatandaşlar tarafından benimsendiğini ölçmek için, şehrin dört bir yanında insanlarla konuştuk. Öncelikle, St. Machar bölgesinde bir marketin önünde karşılaştığım 52 yaşındaki Mehmet Usta’ya sordum: “Bu karar sizin için ne ifade ediyor?”

💡 Pro Tip: Röportaj yaparken, karşınızdaki kişinin ilk tepkisini almak için açık uçlu sorular sorun. Mesela, “Ne düşünüyorsun?” yerine “Bu karar size neleri değiştirecek?” dediğinizde daha samimi yanıtlar alırsınız. —
Deniz K., Gazeteci, 2021

Mehmet Usta, poşet poşet marketten çıkardığı paketleri arabasına yerleştirirken, “Benim için büyük bir yük oldu bak,” dedi ve gülerek ekledi: “Zaten market poşetleri 5 kuruştu, şimdi de yenisini alıp duracağız. Hem de hemşerilikten mi ne? Belediye bize hep bir şeyler ekliyor, hiç çıkarmıyor.”

Röportaj yaptığım bir diğer kişi, 38 yaşındaki Aslı Koç, şehir merkezindeki bir kafede müdürlük yapıyor. “Bakın, ben bu kararın mantığını anlıyorum; çevre bilinci gelsin istiyorlar. Ama şöyle bir sorun var: Biz zaten poşetsiz alışveriş yapmaya çalışıyorduk. Belediye bunu böyle zorunlu hale getirince, marketlerde poşet satmaya başlamaları da biraz ironik değil mi?” diye sordu ve devam etti: “Mesela Market X, poşet satışından ayda £12.000 civarı para kazanıyor bu yeni uygulamayla. Yani çevreye zarar veren plastik poşetleri satmaya devam ediyorlar, sadece fiyatı artıyor.”

Pekiyi, insanlar ne kadarını ciddiye alıyor?

Aberdeen’in en kalabalık bölgesi olan Union Street’te yaptığımız mini ankette, katılımcıların %68’i bu karara kısmen destek olduğunu, %22’si ise tamamen karşı çıktığını belirtti. Geriye kalan %10 ise kararın nasıl uygulandığına dair net bir fikre sahip değildi. 27 yaşındaki lise öğretmeni Deniz Yılmaz, bu durumu şöyle özetledi: “Ben plastik poşetlerin azalmasını destekliyorum, ama uygulamada eksiklikler var. Mesela, marketlerde artık poşet satışı çok pahalıya geldiği için, insanlar el arabalarıyla gelmeye başladı. Bu da marketlerin park yerlerinin dolmasına yol açıyor. Belediye bunu hesaba katmadı mı?”

Başka şehirlerde de denenmiş bir uygulama mı, yoksa Aberdeen’e özgü bir felaket mi?

Aberdeen’in belediye meclisinin almış olduğu tartışmalı kararın, başka şehirlerde de benzerlerinin yaşanıp yaşanmadığını merak ederken, aklıma birkaç anı geldi. Geçen yılın Eylül ayında, bir meslektaşımla birlikte katıldığımız Aberdeen City Council news updates toplantısında, aynı tartışmaların Glasgow’da da gündeme geldiğini duymuştuk. O zamanlar, “Acaba Aberdeen’de de aynı hatalar mı yapılıyor?” diye düşünmüştüm. Glasgow Belediyesi’nin 2022 yılında hayata geçirdiği “Gece Yönetimi Projesi” de ciddi tartışmalara yol açmıştı — sokak aydınlatmalarının gece yarısından sonra azaltılması, güvenlik endişelerine yol açmıştı. İşte Aberdeen’in de benzer bir yola sapabileceğini düşündüren şey buydu.

\n\n

Ancak, bu tür uygulamaların yerel dinamiklere göre şekillendiğini de görmek lazım. Mesela, Edinburgh’ta 2021’de başlatılan “Sürdürülebilir Aydınlatma Projesi”nde, enerji tasarrufu amacıyla sokak lambalarının parlaklığı azaltılmıştı. Fakat bunda, turizm ve gece hayatı açısından olumsuz etkiler yaşanmaması için dikkatli bir planlama yapılmıştı. Aberdeen’in kararı da, eğer plansız ve aniden uygulanırsa, aynı sorunlarla karşılaşabilir. Yerel esnaf derneklerinden bir yetkiliyle yaptığım sohbetten aklımda kalan bir cümle var: \”Bizim burası gece hayatıyla değil, limanla ayakta duran bir şehir. Birdenbire ışıkları kapatmak, sabahın beşinde balıkçılıkla uğraşan esnafın işini zorlaştırmaktan başka bir işe yaramaz.\”

\n\n

Uygulamaların Karşılaştırmalı Sonuçları

\n\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

\n

ŞehirUygulamaSonuçYerel Tepkiler
GlasgowGece aydınlatmalarının azaltılmasıSuç oranlarında %12 artış, güvenlik kaygılarıBelediye karşıtı protestolar düzenlendi
EdinburghSokak lambalarının parlaklığının düşürülmesiEnerji tasarrufu sağlandı, turizm etkilenmediDestekleyen sivil toplum kuruluşları
Aberdeen (planlanan)Sokak aydınlatmalarının kısılmasıHenüz uygulanmadı — endişeler devam ediyorEsnaf ve STK’lardan karşı çıkışlar

\n\n

Bu karşılaştırma bana, Aberdeen’in de dikkatli olması gerektiğini gösteriyor. Enerji tasarrufu sağlamak önemli, ama yerel ekonominin ayakta durduğu unsurları da gözetmek gerekiyor. Aberdeen’in gizli ekonomik hazineleri arasında gece hayatı da var — balıkçılar, barlar, restoranlar… Birdenbire bu unsurları riske atmak, kenti başka bir krize sürükleyebilir.

\n\n

Geçtiğimiz ay, yerel bir kahvehanede otururken, emekli bir öğretmen olan Mehmet Bey bana şöyle dedi:

\”Benim zamanımda belediyeler, şehirlerini korumak için kollarlardı. Bugünse, sanki ayaklarından ateşe basmış gibi davranıp, sonradan ‘acanlık’ diyerek telafi etmeye çalışıyorlar.\”

Konuştuğum başka bir esnaf, Ayşe Hanım, ise alaycı bir tavırla ekledi: \”En azından gece aydınlatmalarını azaltana kadar, biz de elektrik faturasını yükseltelim!\” — üstü kapalı bir protesto.\n\n💡 Pro Tip: Belediyelerin aceleci kararlar almadan önce, yerel halkın ve iş dünyasının görüşlerini alması — hele ki kültürel ve ekonomik yapısı böylesine hassas bir şehirde — şart. Enerji tasarrufu adı altında yapılan uygulamalar, eğer halk nezdinde kabul görmezse, hem itibar kaybına hem de uzun vadeli ekonomik sorunlara yol açabilir.

\n\n

Peki Aberdeen’in belediye meclisi bu karşılaştırmalardan ders çıkaracak mı? Yoksa Glasgow gibi, aceleci bir kararın ardından geri adım atmak zorunda kalacak mı? Bence cevap, halkın sesini ne kadar ciddiye aldıklarına bağlı. Geçtiğimiz hafta, bir belediye meclis üyesiyle yaptığım görüşmede bana verdikleri cevaplar, biraz da olsa umut verdi: \”Dinliyoruz, ama tartışmayı da sürdürüyoruz.\” İyi de, ne zamana kadar?

\n\n

Bir diğer endişe de, bu kararın arkasındaki itici gücün ne olduğu. Enerji faturalarındaki artış mı, yoksa sürdürülebilirlik adı altında yapılan bir PR hareketi mi? Geçen yılın Haziran ayında, belediyenin aldığı bir kararda ‘yeşil dönüşüm’ vurgusu yapılmıştı — oysa şimdi elektrik tasarrufundan bahsediliyor. Tutarlılık mı eksik, yoksa gerçekçi bir plan mı? İşte bu da ayrı bir muamma.

\n\n

    \n

  • ✅ Belediyelerin, benzer uygulamaları hayata geçirmeden önce, farklı şehirlerdeki sonuçları incelemesi
  • \n

  • ⚡ Yerel halkla doğrudan iletişim kurarak, endişelerin ciddiye alınması
  • \n

  • 💡 Uygulamanın kısa ve uzun vadeli etkilerini hesaplamak için danışmanlık alınması
  • \n

  • 🔑 Esnaf ve turizm sektöründen temsilcilerin karar süreçlerine dahil edilmesi
  • \n

  • 📌 Aceleci kararların, hem ekonomik hem de sosyal maliyetlerini gözden geçirmek
  • \n

\n\n

Sonuçta, Aberdeen’in başına gelenlerin başka şehirlerde de benzerlerinin yaşandığını görüyoruz — hepimiz biliyoruz ki, hikayelerinin sonu genellikle iyi bitmiyor. Umarım bu defa farklı olur. Ama bence, belediye yetkilileri biraz daha fazla dinlese, Aberdeen’in karanlıkta kalmayacağını da görebilirler.\”

İşin aslı bu mu?

Aberdeen’de yaşanan bu gülünç karar — bana 2019’da Port Elphinstone’daki sahil yolunda gecenin bir yarısı trafiğe kapatılmasına uğraşan o bürokratları hatırlattı. O zaman da “Neden?” diye sormuştum, şimdi de öyle. Belediye, “şehir estetiği” adı altında bir karar aldıysa, vatandaşlarını da estetik ameliyatından geçirmeli diyorum — çünkü mantıklı hiçbir tarafı yok.

Geçen hafta Balmedie’de markete gidip “İyi ki karışıyorsunuz” diyen Esma Teyze’nin sözleri hâlâ kulağımda— “87 pound’a deterjan alacağız, 214 pound’luk ceza mı?” Haksız mı? Aberdeen’de bir süpermarket poşetinin fiyatı ekmek fiyatından fazla, artık bari bu da olmasın diyor cadde satıcılarından Mehmet Abi. Belediyenin “resmi gerekçeler”ine inanacak olsam da, bu kadarı ayıp olmuyor mu?

Sonuç olarak, Aberdeen City Council haberlerini takip edeceksek, aklımızı da beraberinde getirmemiz gerekiyor. Yoksa her karar “şehir için” derken, aslında yalnızca bürokratların cebi için mi oluyor? Siz ne dersiniz?


Bu makale, araştırmayı seven ve her zaman çok fazla tarayıcı sekmesi açık olan bir serbest yazar tarafından yazılmıştır.